21 Kas 2010

Biz blog yazarları, sokaktan geliyoruz, yeni medyanın baş ağrısıyız


Bu yazı Milliyet Blog'da "Blog yazarları tartışıyor" kategorisindeki "Blog yazarları mı, köşe yazarları mı? Günümüz medyasında hangisi daha güvenilir ve inanılır? Geleceğin medyasını oluşturmada hangisi daha etkili olacak?" konusu üzerine kaleme alınmıştır.



Yan kulvarda ilerliyoruz...haberiniz ola!

Medya siyasetten ekonomiye, spordan magazine, kültür sanattan teknolojiye kadar her alanda haber ve yorumları okuduğumuz, izlediğimiz ve bilgi edindiğimiz geniş kapsamlı bir alan.

Eskiden sadece izler ve okurduk, web teknolojileri ve sosyal ağlar sayesinde “benim de söylenecek sözüm var” diyen haber tüketicileri, artık içerik üretir ve yorumlayabilir hale geldi. Medya kavramı, “yeni medya” kavramına dönüşürken, bu aşamada, adına “blogcu” veya “blog yazarı” denilen bir kesim oluştu.

Blog yazarlığı, “bireysel” tabanlı yani yorum ve yazılarımızda tamamen kişisel fikir ve düşüncelerimizi ortaya koyuyoruz. Sokaktaki “bizim gibi” olana sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sokaktan geliyor, sokağa hitap ediyor, cesaretli, farklı düşünebiliyor, söylenmemesi gerekeni söyleyebiliyor, eski köye yeni adet getirebiliyoruz.

Gazeteler ve global üretim devlerinin, kalabalalıkların ne öğreneceğine karar verme dönemi bitti. Bunca teknolojik gelişme ve internet denilen uçsuz bucaksız bilgi ağında artık buna olanak kalmadı. Zira kalabalıklar bilgiyi her yerden edinebilir ve bunu da bir tuşla yapabilir durumda.

İşte blog yazarlarının vasfı da bu noktada önem kazanıyor. “bireysel düşüncenin özgürce ifadesi ve kendin gibi olana ulaşabilme”… Hiç bir maddi kaygı gözetmeden, patron ne der çekincesi olmadan, yarın ne yazayım zorlaması yaşamadan, okuyucuyla yüzleşmekten korkmadan içerik üretebilen blogculara güven artıyor. Artık blogları takip eden önemli bir kitle söz konusu.

Kendini tanrı katında gören, halktan kopuk, yıllardır aynı şeyleri yazan, ahbap çavuş ilişkisi ile ya da torpille ya da bir diğer meslekdaşını karalayarak bir köşeye yerleşmiş köşe yazarı devri miadını doldurdu. Üretkenliği ve yorum gücü sınırlı, etkisini yitirmiş köşe yazarları, köşelerini Eyüp Can’ın deyimi ile “sokak yazarları” na bırakmak zorunda kalacaklardır.

Yeni medya düzeninin, bilgili, kalemi işlek, dünyayı anlayabilen ve anlamlandırabilen, cesur, objektif, ahkam kesmekten uzak, internet teknolojilerini, sosyal ağları kullanabilen, okurla yüzleşmekten korkmayan köşe yazarlarına ihtiyacı var.

Bizler profesyonel gazeteci ya da köşe yazarları değiliz, bizler “blog yazarıyız”…gücümüz yönetilemememizden geliyor. Sosyal ağlarda etkin bir şekilde varız, sokağın nabzıyız.

Medyada biz blogcuları “baş ağrısı” diye nitelendiriyorlar, doğrudur da.. çünkü başağrısı olmak blogculuğun ruhunda var.

Blog yazarlarının, geleceğin medyasını şekillendirmek olmasa bile, köşe yazarlarının ve medyanın kendine çeki düzen vermesinde etkili olacağı kesin…

Blogların kendine has bir evreni var, bunu algılayabilen köşe yazarları da kendilerini değişime uydurmak zorunda hissedeceklerdir.

Sokaktan geliyoruz, yan kulvarda ilerliyoruz...haberiniz ola!

1 yorum:

Nukima dedi ki...

cesaret kokan yazı...