14 Şub 2010

Facebook ile cıvıttık, Twitter ile cıvıldadık, Google Buzz ile vızıldayacağız!

Sosyal paylaşım siteleri daha nereye kadar gidecek? İnsanlığı hangi boyuta götürecek?

Sokakta birbirlerini gördüğünde ‘günaydın’, ‘iyi günler’ demeyi zul sayan insanlar, sosyal paylaşım sitelerinde can ciğer kuzu sarması oldular. Şunun şurasında topu topu birkaç yıl oldu ama sanal ortamda sosyalleşmeyen kalmadı!

İnsanlar, günlük yaşamlarına dair aklınıza gelebilecek neyi var neyi yoksa, Facebook, Friendfeed, Twitter, My Space gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlıyor…kaba tabiriyle kendini teşhir ediyor. “Teşhir” diyorum zira, kim nerede, ne yaptı, ne içti, ne yedi, hangi şarkıyı dinledi, hangi videoyu izledi, kiminle arkadaş oldu, kalbi boş mu hoş mu, yedi seceresi, yetmiş sülalesi, ebesi, dedesi, kedisi, köpeği, fotoğrafları… cümbür cemaatin bu paylaşım sitelerinde izlemek mümkün.

İnternette sosyalleşeceğiz diye ipin ucunu kaçırdık, daha da tutamayız…Facebook, adeta sosyalleşme tanrısı…her gün tapınmaktan öte, bir kez girdin mi içeriye, bir daha çıkabilene aşk olsun. Twitter veya Friendfeed’de her an milyonlarca kişi “şu anda ne yapıyorsun” sorusuna yanıt vermekle meşgul.

Hele gençler…sosyalleşe sosyalleşe iyice a-sosyal olduklarının bile ne yazık ki farkında değiller. Öyle bir hızlı teşhir söz konusu ki, yazdıklarını anlamak da mümkün değil, harfler birbirine girmiş, yazmayı da konuşmayı da unutmuşlar, kendilerini kaybetmiş durumdalar.

Bu milyonlarca bilginin bir veri tabanında toplandığını düşünecek olursak, sosyal paylaşım sitelerinin bu bilgilere ihtiyacı olanlar için ne kadar cazip kaynaklar olduğunu da düşünmemek mümkün değil. Bireylerin tüketim eğilimlerinden tutun, kitlesel hareketlere kadar çok geniş bir yelpazede bireyleri yönlendirmek artık çok kolay. İnsanlardaki bir yere ait olma iç güdüsünün hem iyi hem de kötü amaçlar için kullanılması çok olası.

Facebook’un dünyada kayıtlı 400 milyon kullanıcısı var…Facebook’un geldiği noktanın cazibesi, 175 milyon civarında Gmail adresi olan Google’ı da harekete geçirdi. Facebook ile Twitter karışımı özelliklere sahip “Google Buzz” tanıtımını yaptı ve gmail adreslerini Buzz’a entegre etmeye başladı.

Facebook’da ebemizi bulduk ama kendimizi kaybettik derken şimdi de Google Buzz…bu da vızıltı demekmiş. Öyle görünüyor ki cıvıldayarak, vızıldayarak yavaş yavaş tuhaf yaratıklar haline döneceğiz.

Buzz’ın özellikleri içinde öyle bir tanesi var ki; Google map (harita) servisi ve mobil platformlar ile de entegre çalışıyor ve cep telefonlarından yapılan durum güncellemelerinde, kullanıcıların bulunduğu yer de kaydedilerek mesaja ekleniyor…artık nerede olduğunuzu söylemenize gerek bile yok, Google Buzz sizi deşifre ediyor. Diğer kullanıcılar da yakınlarında bulunan kişilerin kamuya açık mesajlarında arama yapabilecek. Yani sadece ebeniz değil bilimum ahali size bir “tık” mesafesinde.

Peki, sosyal medya nereye kadar gidecek? Bu sosyal paylaşım sitelerinin insanlar üzerindeki sosyolojik ve psikolojik etkileri ne olacak?

Sosyal paylaşım ortamları, teşhir ve gözetleme duygularını hangi boyutlara getirecek? Sosyal medya aracılığı ile teşhir paylaşımları, kültürel paylaşımları ezip geçer mi?

Acaba her teknolojik yenilik bizim hayatımızı kolaylaştıran bir unsur mudur , yoksa özgürlüğümüzü bağlayan zincirleri arttıran bir üretim merkezi midir?

Bedeli olan özgürlük, özgürlük müdür?


Ve daha, bir çok sorular…Google Buzz ile yine düşüncelerime takıldılar.

Hiç yorum yok: