23 Kas 2009

Altın rekora koşuyor, dolardan kaçan altına yöneliyor

Altın dünyayı parmağında oynatmaya devam ediyor. Her dönemin en cazip madeni, dünya para sistemindeki güvenin son unsuru altının fiyatı hızla yükseliyor.

Altın, yüzyıllarca “para” olarak, devletlerin, insanların zenginliğini ve gücünü belirlemiş, daha çok altına sahip olabilme tutkusu ile insanlar Alaska’da bile altın aramışlar. Amerika, Güney Afrika, kısa zamanda daha çok altına sahip olmak isteyen maceracıların altın arama hikayeleri ile ünlenmiş. O devirlerde, ne kadar çok altının varsa, o kadar çok para, o kadar çok zenginlik ve güç demekmiş. 20. yüzyılın başlarında ise altın artık “para” olmaktan çıktı, bir “değer” haline geldi. Ülkelerin paralarının değeri altın rezervlerine endekslendi.

2.Dünya Savaşı sonrası, 1944 yılında imzalan Bretton Woods Anlaşması ile uluslararası para değiş tokuşu yeniden düzenlenerek parasını altına dönüştürülebilir yapmayı kabul eden her ülkenin parasının değeri dolara göre saptanmış ve dolar, altın ile dönüştürülebilirliğini koruyan tek ulusal para olmuştu. Anlaşma ile 1 ons altın = 35 dolar ya da 1 dolar 0,88867 gr. altın olarak belirlenmiş ve ABD dış talep olduğunda doları bu parite üzerinden altına çevirmeyi kabul etmiştir. 1971 yılında ise bu sistemin geçerliliği kalkmış, altın tüm dünyada çok hareketlenip , Amerika’nın dış borçlar dengesi alarm verince doların altına dönüştürülebilirliğine son verilmiştir. Bu sistemin yerine Özel Çekme Hakları (Special Drawing Rights – SDR) sistemi yürürlüğe girmiştir. IMF tarafından uygulanmaya koyulan bu sistemle, kuruluş uluslararası bir merkez bankası gibi düşünülmüş ve SDR, hem bir uluslararası para birimi hem de bir kredi türü olmuştur. Ancak bu durumda da farklı ülkelerin paraları altın karşısında değer kaybetmeye başlamış, SDR'nin değeri iyice yükselmiştir. 1974 yılından itibaren SDR'nin altınla ilişkisi tamamen kesilerek "sepet tekniği" adı verilen yeni bir değerlendirme şekli geliştirilmiş, 1981 yılından itibaren de SDR'nin yapısı basitleştirilerek ve değeri ABD Doları, Japon Yeni, Batı Alman Markı , İngiliz Sterlini ve Fransız Frankı'ndan oluşan beşli bir sepete bağlanmıştır.

Şimdilerde, bazı iktisatçılar bu sistemin de değişime ihtiyacı olduğunu ve bu ekonomik kriz aşamasında yeni bir “para değeri” sistemi geliştirilmesi gerektiğini tartışıyorlar…altın yine gündeme çıkıyor. Çünkü “para”, çok hareketli ve spekülasonlara karşı çok duyarlı. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, paralarının heba olmaması için ülkeler, karşılığında altın rezervlerini artırma eğilimine girdiler…tıpkı ailelerin de altın alıp evlerinde kara günler için saklamaları gibi.

Finansal yatırımcılar için de belirsizlik dönemlerinin en güvenli sığınağı hep altın oldu. Ayrıca altın, tek başına herhangi bir politika veya siyasi baskı ile değerine müdahale edilebilecek bir durumda değil. Paranın arkasında sadece parayı basan ülkenin güvencesi varken altının başka hiçbir ülke, kurum ya da kişinin bir yükümlülüğüne ihtiyacı yok...altın, tek başına bir değer ve değeri tamamen piyasada belirleniyor.

Altın fiyatları son günlerde yine yükselişe geçti. Bu yılın başından itibaren altın fiyatındaki artış oranı yüzde 25 ‘i buldu ve neredeyse tüm zamanların en yüksek değerine gelerek ons fiyatı 1110 Dolara dayandı.

Altın fiyatlarındaki bu ani yükseliş, ekonomik kriz dönemlerinde mali piyasalara karşı oluşan güvensizlik sonucu altına yönelişin bir etkisi midir? Her ne kadar yeşil filizlerin kendini göstermeye başladığı uzmanlar tarafından belirtilse de bazı iktisatçılar da yeni bir balonun patlayacağı endişesini halen taşımaktalar. Krizin nihayeti bir türlü görülemiyor.

Geçtiğimiz hafta dolardan kaçma çabasındaki Hindistan’ın IMF'den 200 ton altın satın alması, Çin’in altın alıp almayacağı konusundaki belirsizlikler de altın fiyatlarının artmasına sebep oldu. Eğer Çin de altın rezervlerini güçlendirmek isterse, altının ons fiyatının şu anda dayandığı 1100 dolar sınırından , 1500 dolara kadar çıkabileceği de ileri sürülüyor. Bireysel altın taleplerinin artışı ve yatırımcıların dolar değerindeki gerileme ile uğrayacağı zararları telafi edebilmek için altına yönelmesi de altın fiyatlarının yükselişinde etkili oluyor.

İstanbul Altın Borsası Başkanı Osman Saraç’ın, altında büyük dalgalanmalar olması halinde yaşanacaklar için ilginç bir görüşü var; "Dünya para sistemindeki güvenin son unsuru, dayandığı son duvar, altın. O duvar da yıkılırsa dünyada para ortadan kalkar. Barter sistemi gelir, insanlık 2 bin yıl öncesine döner."

2 yorum:

aa dedi ki...

Durumu nesnel bir bakışla ele alan, çok iyi bir yazı olmuş.

Katılırsan, bir dipnot da ben ekleyeyim..

Altın, -yirmibirinci yüzyıl koşullarında stratejik/ekonomik değeri tartışılabilir olmakla birlikte- sonuçta bir emtia, yani reel bir meta. Dolar (ya da diğer paralar) ise, dolaşımdaki miktarlarını istedikleri gibi belirleyerek ekonomik aktiviteyi 'değişmez' düzene uygun bir şekilde manipüle edebileceklerini varsayanların yarattığı soyut bir meta. Yani aslında göreli olan -para teorisinin binyıllar boyunca söylediğinin aksine- altın (emtialar) değil dolar (paralar).. Bu durumda altının yükselmesi ifadesi mi doğru, para birimlerinin düşmesi -ya da aslına, yani kâğıt parçasına rücu etmesi- ifadesi mi tartışılır.. (ya da tartışılmaz :)

Yazı için tekrar tebrik..

Beran Uzer dedi ki...

Katılmaz olur muyum:) Öncelikle beğeniniz için teşekkür ederim. Aslında doğru da düşünüyorsunuz...altının yükselmesi ifadesi yerine "altının ekonomik değerinin artışı" ifadesi de kullanılabilir:)...sevgiler