23 May 2009

DTP’yi susturarak Kürt sorunu çözülebilir mi?



Cumhurbaşkanı, Kürt sorununa ilişkin “güzel şeyler olacak” diyor ama bir yandan da DTP’li milletvekillerinin Meclis’ten yaka paça götürülerek ifade vermesi ve hatta tutuklanmaları söz konusu. DTP’yi kapatarak, muhatap almayarak ve üzerinde baskı kurarak "Kürt açılımı"ndan söz etmek samimiyetsizlikten öte bir şey değildir.

Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye’nin en önemli ve en karmaşık sorunu olan Kürt sorununun çözümü için gösterilen niyet ve söylemler ile sorunun en önemli ve meşru muhatabı DTP’ye yönelik yok sayma ve hatta yok etme politikaları birbiri ile çelişiyor ve bu çelişki çözümsüzlüğe davetiye çıkarıyor.

Türkiye’de yaklaşık 13 milyon Kürt asıllı Türkiyeli yaşıyor ve bu nüfusun yarısı seçmen kimliğine haiz. DTP de 2.5 milyon Kürt seçmenin oyu ile Meclis’te karşımızda oturuyor. Kürt sorununu çözmek istiyorsanız “işte ben buradayım” diyor. İktidar “PKK terör örgütüdür” demeden seninle masaya oturmam diye ısrar ediyor, Ordu ise kesinlikle muhatap bile kabul etmiyor. El sıkma krizi, aynı topluluk içinde DTP lilerle bir arada bulunma krizi yaşanıyor, sorunun en önemli ve politik alandaki muhatabı görmezden geliniyor.

Bölücü faaliyetlerin odağı olduğu gerekçesi ile daha önce kapatma davası açılan DTP’nin 5 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak gerekirse zorla ifadelerinin alınması gerektiği belirtiliyor. Bundan 15 yıl önce de DEP milletvekilleri Meclis’in kapısından polis tarafından yaka paça götürülmüş, dokunulmazlıkları kaldırılmış, yargılanarak hapse atılmıştı. Leyla Zana ve arkadaşlarının yıllarca hapishanede yatmış olmasının bugün Kürt sorununa ne gibi katkı sağladığı, sorunu sadece bir terör ve güvenlik sorunu olarak görmenin Türkiye’ye ne kazandırdığını veya ne kaybettirdiğini hala kavrayamadık ki bugün gelinen nokta yine aynıdır.

Kürt kimlikli siyasi partileri kapatmak, yönetici ve milletvekillerini yargılamakla PKK terör örgütü eylemlerinin önü kesilebildi mi? Kürtlerin kimlik ve demokrasi arayışı, doğudaki ağır insanlık sorunları sona erdi mi?

DTP’nin Türkiyeli tüm Kürtleri temsil etmediği düşüncesi tartışılabilir, DTP’nin hataları ve zaafları da olabilir. DTP ye oy verenlerin büyük çoğunluğunun dağda yakını da olabilir. Ancak reel siyasette DTP’nin en önemli varlık sebebi Kürt sorunudur. PKK’nın artık yok olması ve ortaya çıkış nedenlerine kökten çözüm getirilmek isteniyorsa, Kürtlerin siyasi ve meşru bir zeminde var olmasına olanak sağlamalıdır. Bunun da yolu DTP'yi Meclis dışına atmak veya zorla siyaset yapmasına engel olmak değildir. Önemli olan PKK’nın ortaya çıktığı koşullarını değiştirebilmektir. DTP’nin varlığı PKK’nın önünü kesebilecek bir unsurdur ve gereklidir.

DTP’nin kapatılması veya tutuklamalarla, yargılamalarla üzerine gidilmesi ile ne PKK dağdan indirilebilir ne de Kürt sorununa dair çözüm niyetleri samimiyet kazanır. Ayrıca DTP’ye yapılan bu anti-demokratik uygulamalar radikal Kürt milliyetçiliğini ve güneydoğu bölgesinde zaten mevcut İslami şovenizmi körüklemekten başka da bir işe yaramaz.

Bu yüzdendir ki DTP’nin kapatılmasına ve DTP'li milletvekillerine yönelik demokrasi dışı uygumalara karşıyım.

Kürt sorununun çözümünde DTP’ye düşen görev ise Kürt halkını bireysel hak ve özgürlükler bağlamında savunmak, doğudaki insanlık sorunlarının barış ortamı içinde çözümü için gayret etmek olmalıdır. PKK’nın varlığının hem Kürt halkına hem de DTP’ye zarar verdiğini görmeleri gerekmektedir. PKK'nın peşine takılıp kriz ve çatışma siyaseti izlemekle haklılıklarını savunmaları mümkün değildir.

Devlet tarafına baktığımızda ise “Güzel şeyler olsun” demekle iş bitmiyor…adımların cesur ve bir o kadar da samimi olması gerekiyor. Kandili muhatap almayın ama DTP’yi almak zorundasınız. DTP’nin meşruiyetini yok etmeye çalışmak, Kürt sorununda çözümsüzlüğü ve çatışmayı daha da derinleştirecektir.

Hiç yorum yok: